REHBERLİK

Sınav Sistemi ucu açık sorulardan oluşabilir mi?

Eğitimciler: 'Açık uçlu' sınav Türkiye'de uygulanabilir mi?

Sınavlarda kopyanın önüne geçmek için yöntem araştırmasını sürdüren ÖSYM’nin, İngiltere’de uygulanan ‘açık uçlu’ sınav sistemi üzerine çalışmalar yürüttüğü ortaya çıktı. Bu sistemle sınavlarda sorular test tekniği ile sorulmayacak. Yani seçenek sunulmayacak. Öğrencilerin sorulara kendi el yazısıyla, yazılı olarak cevap vermesi istenecek.

Peki bu sistem Türkiye’de uygulanabilir mi, bu sistemde adayların veridiği yanıtlar nasıl değerlendirilir, ‘açık uçlu’ sistem gerçekten kopyanın önüne geçebilir mi gibi soruları gündeme getirdi. Dershanelerin rehberlik koordinatörleri, ‘açık uçlu’ sistemin Türkiye’de YGS, LYS gibi yoğun katılımlı sınavlar için uygulanmasının mümkün olmadığını söyledi. Ayrıca, bunun kopyayı önleme yöntemi olarak kabul edilemeyeceğini belirten eğitimcilerin görüşleri şöyle:

TEST KULÜBÜ EĞİTİM MERKEZLERİ UZMAN EĞİTİM KOÇU GÜLŞAH ÖZKARACA:"Daha detayları belli olmadan yorum yapmak doğru olmasa da başlık bile tek başına yorum yapmaya yetiyor. Açık uçlu sınav demek ucu açık bir değerlendirme demektir Türkiye'de bu da objektiflikten ve adaletten uzaklık hissi verir. Bu kadar çok sayıda öğrencinin katıldığı bir sınavın değerlendirmesinde de bu his kaosa sebebiyet verebilir. Ayrıca akla başka bir soru daha gelmektedir. İngiltere sisteminin açık uçlu şeklinden bahsedilirken, İngiltere'de okula kabulde önemli bir ölçüt olan iş tecrübesi, niyet mektubu ve referans mektubu gibi hususlar da etkili olur. Üniversiteler bunların dışında başka sınavlar veya belgeler isteyebilirler. Örneğin, tıp veya diş hekimliği fakültelerine başvuru için, klinik yetenek testi (UKCAT) istenir. Öğrenciyi seçmek için karar üniversitenindir. Şimdi bu sistemin yaklaşık 1.800.000 -2.000.000 arasındaki öğrenciye uygulanabilirliği konusunda endişelenmemek elde değil. "


Kopyayı önleme yöntemi bu değil
Salim Ünsal (ehberlik Koordinatörü): Test yöntemi her eleştirildiğinde klasik yönteme dönmek için yıllardan beri bütün ÖSYM başkanlarının çalışma yaptıkları bir alandır. Fakat Türkiye’de sınavlara giren öğrenci sayıları ve yoğunluk, ölçme değerlendirme zorluğu bakımından, klasik sınavların uygulanabilirliğini ortadan kaldırıyor. Uygulanması için öğrenci sayısının en fazla 200 bin olması gerekiyor. 2 milyon öğrenciye bunu uygulamak pek mümkün değil. Klasik yöntemle öğrencilere 160 soru yöneltemezsiniz. Bu yöntemin okuma zorlukları var, teknolojik olarak yapmak kolay değil. Objektif sonuç elde etme şansı yok gibidir. ‘Açık uçlu’ sistemde eğer yoruma dayalı sorular sorulacaksa, bir kompozüsyon verilecektir ve yoruma dayalı bir cevap istenecektir. Bu da adam kayırmaya yönelik sonuçlar çıkarabilir. ‘Açık uçlu’ sistemden kasıt zaten bu olmamalı. Soruda bir boşluk verirsiniz, öğrencinin o boşluğu doldurmasını istersiniz mesela. yoksa bir metin yazmasını istemek pek doğru olmaz.

Olumlu yönü ise şudur; öğrencinin, sorunun yanıtını bilmeden cevaplaması mümkün değil. Testte ise böyle bir şansı var, emin olmadığı bir seçeneği işaretler ve bu doğru olabilir. Böyle bir sistem sanki sadece mevcut sınavlar içinde, katılımın daha az olduğu yabancı dil için uygulanabilir gibi görünüyor. Dikkatimi çeken bir diğer konu da, kopyayı önlemek için bu yöntemin araştırılmış olması. Günümüzde kopyayı önleyebilmenin yöntemleri bu değil. ÖSYM tarafından böyle bir çalışmanın olması takdir edilecek bir durumdur ama bunun çözümü ancak öğrenci sayısını azaltmaya yönelik bir yöntem olmalı.

Adam kayırmaya imkan verecek bir yöntem
Cihan Yeşilyurt (Rehberlik Koordinatörü): Üniversite sınavlarına bu kadar başvururun olduğu bir ülkede bu sınav sistemini uygulamak mümkün değil. Ancak sınava giren öğrenci sayısı 300-400 bine düşerse uygulanabilir belki.

‘Açık uçlu’ soru demek, adaya kendi el yazısıyla işlem yaptırmaktır. Yoruma dayalı sorularda yorum ister, bilgi de sorarsa o zaman ‘açık uçlu’ olmaz. Sosyal bölemde de yoruma dayalı, öğrencinin düşüncesini yansıttığı sorular olabilir. Ancak adam kayırmaya da imkan verecek bir yöntem olur. Yurtdışında daha hassas davranıyorlar o yüzden adam kayırmak gibi durumlar pek mümkün olmuyor. Ama Türkiye’de bu kadar öğrencinin girdiği bir sınavda nasıl ölçme değerlendirme yapılır bilmiyorum. Biraz ÖSYM’ye güven kalmadığı için, bu yönteme öğrencilerin de sıcak bakacağını düşünmüyorum.

Önemli olan uygulama tarzı
Ömer Öcal (Sınav Eğitim Kurumları Rehberlik Koordinatörü): Açıklanan sınav sistemi epeydir konuşuluyordu. Bu kadar çok sayıda adayın girdiği bir sınavda bu sistemin uygulanması zor. ÖSYM’nin altyapısı uygun mu? buna bakmak gerekiyor. Sınavın nasıl uygulanacağı açıklanmalı. Bundan daha önemli olan; uygulamadaki güven. 1 milyon 700 bin aday var. Cevaplar nasıl değerlendirilecek? Soru tarzı değiştirmesiyle kuşkular giderilemez. Merkezin kurallara uygun hareket etmesi gerekiyor.

Sitemize En Son Yüklenenler

article thumbnailEğer tercihinizi insanlık tarihiyle yaşıt mesleklerden yapmak istemiyorsanız (tıp, öğretmenlik,...
article thumbnailBir çocuğun ekmeğe suya ne kadar ihtiyacı varsa anne-babaya o kadar ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacı...
article thumbnailOKUL ÖNCESİ EĞİTİM (ANAOKULU-KREŞ-YUVA-ANASINIFI) NEDİR? NASIL OLMALIDIR?   Okul öncesi eğitim nedir?...