REHBERLİK

Karne sorununu krize çevirmeden çözümleyin.


Karnedeki zayıflar nasıl kurtarılır?

Karneyi krize çevirmeyin!!

Yaklaşık 17 milyon ilköğretim ve orta öğretim öğrencimiz bugün karne heyecanı yaşıyor. Kimi karne başarılı kimisi de başarısız.

Başarılı karneyle hiçbir veli ve öğrencinin sorunu olmaz peki ya kötü karne ?

Eğer çocuğunuzun karnesi kötüyse aşağıdaki yazıyı dikkatlice ve sağ duyu ile okumanızı tavsiye ediyoruz.

Karnenin kötü olmasının sebepleri neler olabilir?

  • Özellikle birinci ve altıncı sınıftaki karne problemleri çocukların yeni sisteme veya ortama adapte olamamasından kaynaklanıyor olabilir.
  • Ara sınıflardaki öğrencilerin karne alt yapısındaki en temel unsurlardan biri de öğrencilerin belirli bir çalışma ve öğrenme alışkanlığının olmamasından ya da bu alışkanlığın yanlış şekilde oturtulmaya çalışmasından kaynaklanıyor olabilir. Bir Avusturalya atasözü der ki "çocuklar sözlerinizi değil ayak izlerinizi takip eder". Düşünün ki bir aile ve iş dışındaki bütün zamanlarını ya tv. izleyerek ya alışveriş merkezinde ya da arkadaş toplantılarında harcıyor. Ancak buna karşılık çocuktan okuldan gelince ödev yapmasını ya da ders çalışmasını bekliyor. Zorla ya da tehdit ile bu ödevler bir yere kadar yapılıyor. Veliler öğrencilerin elini üzerlerinden azıcık çektikleri zaman görüyorlar ki öğrencideki bütün görevler ödevler aksamış ve notlar yere çakılmış durumda.

  • Yine bir aile düşününki ebeveynler çocuklarına doğduklarından itibaren üretmenin ve çalışmanın güzellikleri ile ilgili örnek olmuş, iş dışındaki vaktini çeşitli kendilerini geliştirici hobilere, kitap okumaya, araştırmaya ya da aileleri ile ilgili kaliteli vakit geçirmeye adıyor. Çocuk bu ikinci örnekteki ailede kendisine yatırım yapmayı ve hayatı güzelleştirmeyi öğrenir. Birinci durumda ise tüketmeyi bu zaman ya da para farketmez aslolan tüketmektir.
  • Bir başka sebepte zamanında verilmeyen sorumluluk ve oturtulamayan öz güven duygusu olabilir. Merkezime bazen öyle anneler geliyor ki öğrencisi 10. sınıfta çantasını hala ebeveyn taşıyor. Ödevlerini öğrenciden çok iyi biliyor. Sınav tarihlerinden tutun derste işlenecek konuya kadar öğrenci yerine veli söz sahibi oluyor, öğrenci kendini ifade etmek ihtiyacı hissetmiyor. Nasılsa annesi ya da babası onu şimdiye kadar hep muhatabına anlatmış, okulda öğrenmese bile sınavdan geçer not alması için her seferinde seferber olmuş, öğretmenine rica etmiş, arkadaşına defterindeki eksik yerleri tamamlamak için ya da sınav konularını öğrenmek için aramış sınava girmeden önce soruları çözdürmüş tekrarı yaptırmış. Ama ebeveyn ne zaman artık diyorki bundan sonrası ben seni çalıştıramam çünkü konuları bilmiyorum. Çocuk sudan çıkmış balığa dönüyor çünkü o sorumluluğu alması gereken yıllar geçeli çok olmuş ağaç yaşken doğrulması gerekir.
  • Bir de ah canım herşey boş hayatta keyfine bakçı aileler vardır. Bunlara göre zayıf notu hep öğretmen verir, çok ödevi hep öğretmen verir, evde ödeve gerek yoktur, çocukların okul dışında ders ile ilgili çalışmalarına sınavlara yönelik test çözmelerine gerek yoktur. Hayatlarının en güzel günlerini boş işlerle geçiriyorlardır. Çocuğun okuldan geldikten sonra saatlerce bilgisayarının veya tv.nin ya da cep telefonun başında zaman öldürmesinde bir behis yoktur. Yeter ki çocuk sıkılmasın aman psikolojik olarak bunalıma girer derler. Ve okulun dışındaki onca saati çocuklar ailelerinden aldıkları teşvikle kaba tabiriyle o zaman öldürücüden bu zaman öldürücüye geçirerek harcarlar. Zaman içerisinde nitelikli olarak doldurulmayan bu zamanları, çevredeki çeldiriciler ve kötü alışkanlıklar en kötü şekilde doldurur. Ancak çok zaman müdahale edilmek için geç kalınmıştır. Çünkü bu çocukta ya da gençte zamanla mizaca dönüşmüştür. Aksi davranışı gençliğin verdiği heyecandan hem de o zamana kadar yapılan yanlış yönlendirmelerden dolayı kabul etmez. Bu saatten sonra söylenen her türlü cümleyi çoğu zaman kendine hakaret ve eleştiri olarak görür, ebeveyninden daha da uzaklaşır ve köprüler atılır.

Peki karneyi krize çevirmeden öğrencimiz ile nasıl konuşmamız gerekmektedir?

  • Öncelikle aile olarak kendimize bakmalıyız. Biz nerede hata yaptık. Hem psikolojik olarak hem de fiili olarak.
  • Her yaş grubunun anlayacağı dil farklıdır. Yaşının ve çocuğunuzun olgunluğuna göre şefkat ve sevgi dilinizi kullanarak ancak bunların istismar edilmesine izin vermeden bir tutum sergilemelisiniz. Çocuğunuzun üzerinde eğitim konusunda tatlı sert bir otorite kimi zaman işe yarar ancak olayı çok bu noktaya getirmeden, kendisine yatırım yapmasının ne kadar önemli olduğunu hatırlatıcı olaylar veya sorularla destekli konuşmalar yapın. Ancak bunları kafa ütüleme seyanslarına çevirmeyin.
  • Çocuğunuza 10-15 yıl sonra nerede olmak istediğini , bunun için bir planı olup olmadığını, okul ile ilgili planlarını hayat ile ilgili planlarını, okulda başarısız olmasının sebeplerini sorup onun çözümün önemli bir aktörü ya da aktristi olduğunu hatırlatın.
  • Karnesindeki kötü notları nasıl düzeltebileceğini düşündürücü sorular sorun, bunlarla ilgili bir planı, bir çalışma ve toparlanma takvimi olup olmadığını, bu aşamada tek başından altından kalkıp kalkamayacağını sorun. Siz de düşüncelerinizi öneriler şeklinde -malı, -meli ekli filleri kullanmadan. Ya da sen şöylesin böylesin diyerek yargılamadan, temiz bir defter açarcasına yönlendirin.
  • Okul ortamı ile ilgili sorunları var mı ya da arkadaş ortamıyle ilgili bunları araştırın ve dikte etmeden çözmesinde yardımcı olun. Kısacası direksiyonun başına öğrencinizin geçmesini sağlayın.

Uzman Eğitim Koçu: Gülşah Özkaraca

 

Sitemize En Son Yüklenenler

article thumbnailEğer tercihinizi insanlık tarihiyle yaşıt mesleklerden yapmak istemiyorsanız (tıp, öğretmenlik,...
article thumbnailBir çocuğun ekmeğe suya ne kadar ihtiyacı varsa anne-babaya o kadar ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacı...
article thumbnailOKUL ÖNCESİ EĞİTİM (ANAOKULU-KREŞ-YUVA-ANASINIFI) NEDİR? NASIL OLMALIDIR?   Okul öncesi eğitim nedir?...