GENÇLER:DİKKAT DİKKAT DİKKAT!!!

'Lütfen beni kurtarın'

Bu, 7 senedir bağımlı olan 17 yaşındaki E.S.'nin imdat çığlığı... Ve çocukları okuyan veliler için hayati önemde 'dersler' içeriyor. Çünkü E.S., hap ve esrarı nasıl, nereden bulduğunu, kimlerin nerelerde kullandığını anlatıyor

O bir varoş çocuğu. İstanbul Gaziosmanpaşa'da oturuyor. 9 yaşında tanıdığı babası onu, hortumla dövüp elini ateşe tutarak terbiye etmiş. E.S. daha 17 yaşında. İşlediği suçların sayısını hatırlamıyor. Kapkaç, gasp, bıçakla adam yaralama... Her şey, esrar ve hap bulmak için. 10 yaşında baliye, 13 yaşında esrara başlamış. Çevresindeki çocukların büyük çoğunluğunun hap kullandığını anlatıyor. Kurtulmak istiyor. Ancak, ne anıları ne de çevresi onu rahat bırakmıyor. Ve "Ne olur beni kurtarın" diye yalvarıyor.
Babası, o daha bebekken dolandırıcılık suçundan cezaevine girmiş. Çalışmak zorunda kalan annesini, okul dönüşü sokakta beklemiş. Bali ile tanıştığında ise günlerce eve gelmez olmuş. Devamsızlık ve bali nedeniyle okuldan atıldıktan sonra düştüğü uyuşturucu batağını şöyle anlatıyor:

Nerelerde buluyordu?
"13 yaşındaydım. Gece yarısı, bira içmek için buluştuğumuz arkadaşlar yanlarında esrar getirirdi. Alışkanlık haline gelinceye dek bedava dağıttılar. Uyuşturucu maddeyi önce Sarıgöl Mahallesi'nden temin ediyorduk. Sonra Bursa Mahallesi, Bozhane, su deposu... Hap parası bulamayınca en yakın arkadaşımı gasp ettim. Arkadaşımı bıçakladım, beni bıçakladılar. Çaldığım cep telefonlarını 2 hap karşılığı sattım. Sosyete barlarında hap satmaya başladım. Esrar alınca korkuyor, hap bulamayınca kendimi kesiyordum. Ailem, ellerimi kesik görünce eve polis çağırdı. Tabancasını kaparak polise silah çektim."

'Bunun sonu yok'

Gaziosmanpaşa'daki kafelerin yüzde 90'ında uyuşturucu kullanıldığına dikkat çeken E.S., "Ağzımda çikletle kafeye girdiğimde herkes biliyor ki bende hap var. Hap satmak için liseye devam eden öğrenciler var. Geçen yıl bir öğrenci, hap alıp intihara teşebbüs etti. Çocuğu okuldan attılar. 'Bir kereden ne olur, bende alışkanlık yapmaz' diye başlıyorlar ama bunun sonu yok. İşe giriyorum ama uyuşturucu kullandığımı anlayanlar, ellerimdeki jilet izini görenler beni hemen işten atıyorlar. Tedavi olmak, işe girmek, insan gibi yaşamak istiyorum" diyor.
E.S. yardım istiyor. Ancak, Anayasa'nın gençliğin korunmasıyla ilgili 58. maddesi, onu kağıt üzerinde koruyor.

Çanakkale Geçilmez Vatan Bölünmez

KAHRAMANCA VATAN SEVGİSİ VE İMAN İLE SAVAŞAN BÜTÜN MEHMETÇİKLERİN MEKANLARI CENNET OLSUN...

BİZLER BÖYLE BİR MİLLETİN TORUNLARIYIZ

Çanakkale Zaferi ,bu zaferin milletimizin tarihinde ayrı bir yeri ve önemi vardır. Bu büyük olay, âdetâ bu gün meydana gelmiş gibi hafızamızda taze ve canlıdır. Ve daima canlı olmak zorundadır.

Çanakkale Zaferi, Birinci Dünya Savaşında kahraman askerlerimizin, cihanı hayrete düşüren bir îman ve kahramanlık destanıdır. Bu zafer, milletimizin, iman ve azminin, metanet ve gücünün açık bir göstergesidir.

Çanakkale Zaferi; ırkları, renkleri ve dilleri değişik çeşitli milletlerden oluşan; haçlı ordularının Müslüman milletimizi yok etmek amacıyla karadan, denizden ve havadan üzerimize saldıran bir iman-küfür mücadelesidir.

Şu karşımızdaki mahşer kudursa, çıldırsa,

Denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa,

Cehennem olsa gelen bağrımızda söndürürüz,

Bu yol ki hak yoludur, dönme bilmeyiz yürürüz.

diyerek bütün gücüyle düşmana karşı koyan milletimizin destanıdır.

Çanakkale savaşı, Yüce Rabbimizin "Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın" (Bakara, 190) emrine uyarak cepheye atılan kahraman askerimizin destanıdır.

Anafartalar Komutanı Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, Çanakkale'deki askerimizin manevi gücünü şöyle anlatıyor:

Karşılıklı siperler arası sekiz metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulamayarak kâmilen şehit düşüyor. İkinci siperdekiler onların yerine geçiyor. Fakat ne kadar gıpta edilecek itidal ve tevekkül ki, ölenleri görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiçbir tereddüt bile göstermiyor, sarsılmak yok!... Okuma bilenler ellerinde Kur'an-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, şâyân-ı hayret bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale muharebesini kazandıran, bu yüksek ruhtur.

Çanakkale Zaferi, vatanı , bayrağı, milleti, dini ve devleti için canını Allah yolunda feda eden, böylece Allah rızasına eren şehitlerin destanıdır.

Çanakkale Zaferi, anaların biricik evladını, şefkat ve muhabbetle bağrına basıp;

Oğul, seni yetiştirdim, hizmet eyle vatana

Ak sütümü helal etmem saldırmazsan düşmana

diyerek cepheye uğurladığı; oğulun da anasının elini öperek;

Hakkını helal et şefkatli ana

Canım feda olsun kutsal vatana

diyerek karşılık verdiği, cefâkâr analar ile yiğit ve kahraman Mehmetçiklerin destanıdır

Milli şairimiz Mehmet Akif de bu duyguları şöyle anlatıyor...

Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor!

Bir hilal uğruna yâ Rab, ne güneşler batıyor!

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker,

Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı, değer,

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhîdi,

Bedr'in aslanları ancak bu kadar şanlı idi,

Ey şehit oğlu şehit! İsteme benden makber,

Sana ağuşunu açmış, duruyor Peygamber.

Bu duygu ve düşüncelerle bütün şehitlerimize Allah'tan rahmet, gazilerimize de sağlık ve sıhhat diliyoruz.

Atatürk, Çanakkale Savaşı'nın başarıya ulaşmasının nedeni olarak Allah'a ve dine olan bağlılığı göstermektedir. Okumak İçin Tıklayın...

Sitemize En Son Yüklenenler

article thumbnailEğer tercihinizi insanlık tarihiyle yaşıt mesleklerden yapmak istemiyorsanız (tıp, öğretmenlik,...
article thumbnailBir çocuğun ekmeğe suya ne kadar ihtiyacı varsa anne-babaya o kadar ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacı...
article thumbnailOKUL ÖNCESİ EĞİTİM (ANAOKULU-KREŞ-YUVA-ANASINIFI) NEDİR? NASIL OLMALIDIR?   Okul öncesi eğitim nedir?...