Medyada sözü geçen Sabetaycılar

Sabatay Sevi Kimdir?

Sabatay Sevi, mesihligini ilan ettikten sonra dünyadaki tüm Yahudiler arasinda büyük bir yankıi uyandırmış ve Yahudi din adamları yoğun tepki göstermişlerdi. Osmanlı yönetimi başgösteren kargaşayı gidermek için Sabatay Sevi'nin önüne iki tercih koydu; ya hayatı ya da Müslüman olup kurtulması. Sevi, Müslüman olmayi kabul ettiğini açıkladı ve Mehmed Efendi ismini alarak Sarayda bir süre maaşlı memur olarak çalışmaya başladı. Bu dönem ve daha sonra taraftarları ile birlikte Selanik ve diger birtakım şehirlerdeki ikameti boyunca zahiren Müslüman görünmekle birlikte, gizlice kendi yorumuyla Yahudilikten evirme yeni bir inanç sistemini dar bir taraftar toplulugu arasında yaydı.

Sabataycılar ya da dönmeler olarak bilinen ve bu Yahudi mesihine inananlar tarafindan günümüze kadar sürdürülen inançlar manzumesi; adet, gelenek ve göreneklerinin neler oldugunu bu bölümde ele alacagiz. Ancak, Sabataycılar tamamen kapalı ve gizli bir topluluk olduğundan tüm yönleriyle ortaya koymak epey zor. Birçok konu ve özellik gizli kalmaya, esrarını sürdürmeye devam decektir.

Osmanlı'dan günümüze Sabataycılar

Yahudi haham Sabatay Sevi'nin 1648 yilinda Mesih'ligini ilan ettikten sonra Yahudiler arasinda büyük çalkantilar meydana geldi. Çünkü, Ispanya'dan sürülme ve doğu Avrupa'da yaşadıkları sıkıntılar üzerine başgösteren bunalımlar bu dini topluluk arasında bir Mesih beklentisi yaygın bir hal almıştı. Fakat Sevi'nin 1666'da Müslüman olması üzerine, Yahudilerde bir rahatlama görülmesiyle birlikte, Sevi'nin bu yeni durumunu tevil ederek bağlılıklarını sürdürenler de oldu. Bunların başında Gazze'li meşhur haham Nathan gelmektedir. Nathan, yeni din yorumu ve Sabatay'in fikirlerinin kabul görmesinde etkin bir rol oynamıştır.

Sabatay Sevi'nin Müslüman olmasından sonra eski inançlarını ve Mesih'lik iddialarini bırakmadığı, gizlice kendisine bağlı dini bir cemaat oluşturma yoluna gittiği birçok kaynakta belirtiliyor. Ancak Osmanlı yönetimi onlari Ô ihtida etmiş', Ô hidayete ulasmış' yani Müslüman kabul ettiği için tarih belgelerinde haklarinda pek bilgi yer almıyor. Sabatay Sevi'nin görünürde Müslüman olduktan sonra, Yahudi mistizminin kaynağı Kabbala'yı kendi yorumladiği biçimiyle bir nevi yeni bir mezhebi inşa ettiği günümüzde yaşayan Sabataylılar tarafindan da belirtilmektedir. Ibrahim Alaettin Gövsa, Sabatay Sevi isimli eserinin 68. sayfasinda bir olayıi anlaiyor:

Sabatay Sevi'nin (Mehmfed Efendi adi ve Müslüman kıyafeti ile) Istanbul'da yine eski müritlerinden bir kismini toplayarak ayinler yaptığını, Girid seferinden dönen Sadrıazam Fazıl Ahmed Paşa'ya haber verdiler. Sadrıazam kendini çağırtarak
- Bu ne iştir? Sen hala uslanmadin mi?, diye tenbih ettigi zaman Sabatay ağız kalabalığına basladi ve meshur olan kurnazlığı ile
- Aman Sultanım, ben birtakım akrabamı, dostlarımı Müslüman yaptığım gibi bunlari da dini celil Islam'a celb ve davet etmeğe ugraşıyorum, yolunda cevaplar verdi ve bu sözlerle bir müddet takibden kurtuldu. Sadrıazamın adamları onu bir gün Boğaziçi'nde Kuruçeşme'de müridleriyle birlikte Ibrani bir dua okurken buldular. Bu hadise üzerine Izmirli Mesih kendisini unutturmak ve izini kaybettirmek için Kuruçesme'yi birakarak Kağıthane civarında ıssız bir köşeye çekildi. Fakat müridlerinin bir müddet sonra orada da etrafina toplanıp ayinler yapmağa devam ettikleri görüldü. Iş tekrar Sadriazam'a haber verilince Fazil Ahmed Paşa kızdı ve onun adamları ile birlikte Arnavutluk'taki Berat kasabasina sürülmesini emretti. Sabatay Sevi, orada asıl adı Yoheved olan Selanikli bir Musevi kadın ile evlenmiştir ki Sabataylığı kabul eden bu kadına da Ayşe Hanım adı verilmiştir. Kayinbiraderi Josef Kerido da Abdullah Yakup ismini almistir.

Prof. Ilber Ortaylı, Selanik sehrinin, cemaatin baslica yerlesme yeri oldugunu, Osmanli Imparatorlugu'nun son döneminde özellikle egitime önem verdiklerini belirtiyor. Osmanli arsivlerinde ve tarih kaynaklarinda pek bir bilgiye rastlanmadigini belirten Ortayli, Osmanli'nin son döneminde modernlesmenin önemli tasiyicilarinin Sabataycıların arasinda çiktigini belirtiyor. 19.yüzyilda Selanik'de bu cemaatin iktisadi ve kültürel bakimdan bütün diger topluluklardan üstün olduklari anlasiliyor. Nitekim Mayis 1901'de Selanik'e vali olan Mehmet Tevfik Bey, hatiralarinda, Fevziye Mekteplerinin (mektepleri bu cemaatin kurdugunu zikretmiyor ve belki bilmiyor) diger mekteplerin fevkinde oldugunu ve iyi memur yetistirdigini belirtmektedir. Bu okullar hakkinda önemli bir noktayi belirtelim; Selanik sosyal hayati içinde, bu okullar genis kabul gördüler.

Sabataycı gençleri egitmeyi amaçlayan bu okullar, nihayet kurucularinin da ideoloji ve dünya görüsü degisikligi geçirmesine sebep oldu. Artik bütün Osmanlilari, bilhassa Müslüman Türk çocuklari egitmekten memnun oluyorlardi. Nitekim çocuk Mustafa Kemal (Atatürk) modern egitim veren böyle bir ilkokula giden Müslüman Türklerdendir. Kendisinin anlattigina göre annesi geleneksel bir Kur'an okuluna, babasi ise Semsi Efendi'nin kurdugu bir okula gitmesini istemisti. Semsi Efendi Sabatay'cıdır. Kapanî grubundan oldugu söyleniyor. Fakat Karakas grubu ile isbirligi yapiyor ve egitimle bu rakip iki dönme grubunun birligini saglamak istiyormus. (Ilber Ortayli, Alevi Kimligi, S.120)

Sabataycıların özellikle Mevlevi tarikati çatisi altinda örgütlenmeleri de dikkat çekici. Esin Eden ve Nicholas Stavroulakis tarafindan yazilan ve su anda Türkiye'de de piyasada satilmakta olan Salonika, A Family Cookbook ÔSelanikli Bir Ailenin Yemek Kitabi' isimli eserde Sabataycıi ailelerin Mevlevi tarikatini benimsedikleri belirtiliyor ve kendi aile fertleri hakkinda da bilgi veriliyor. (Sayfa 15-49) Laiklik ve Ittihadçiligin öncüleri Sabataycı Selanik'li Sabataycıların bilinen tek yayini olan Gonca-i Edep'te Mevlevilik'ten övgüyle bahsedildigini belirten Ortayli, dergide egitim konusuna özel bir ilgi gösterildigini vurguluyor:

Sabataycıların, batılılaşma ve eğitim yoluyla, durumlarini düzeltme ve özgürlesme konusunda Musevilerin önüne geçtigi açikça görülüyor; bir anlamda Bati Avrupa'da Musevilerin kendi cemiyetlerine yaptiklari kültürel katkiyi, Türk cemiyetinde Sabataycılar yaptilar. Nitekim bir müddet sonra kurularak Fevziye ve Terakki gibi gerçek anlamdaki gymnasium'lar laik egitime önem vermistir. Onlarin bugünkü devami olan Isik Lisesi de (Istanbul) kanuni zorunluluk olan din derslerini laik bir retorik ile sürdürmektedir. (...) Selanik Sabataycılar'ı Istanbul'a göç ettiklerinde benzer mektepler kurdular ve laik-ulusalci bir Türk egitim sisteminde öncü oldular. Kendisi de Sabataycıi bir aileye mensup Ilgaz Zorlu da, Evet, Ben Selanikliyim isimli kitabinda bu okullarin ÔIttihad ve Terakki Hareketi'nin ortaya çikmasinda önemli rol aldigini ve Ittihadçilarin bir çogunun bu okullarda yetistigini belirtiyor. (S.115)

Osmanlinin son döneminde Sabataycıların devlet bürokrasisinde etkin konuma geldiklerini görüyoruz. Yabanci dil bilmelerinden de kaynaklanan arti yeteneklerle dis ticaret ve hariciyede kilit noktalara kadar yükselen Sabataycıların bu alanlardaki etkinligi günümüzde de sürmektedir. Bu arada dönme denen Sabataycılar laik bir ulusalciligi benimseyen grup olarak Jön Türk hareketi ve Ittihat Terakki içinde de yer almislardir. Nitekim imparatorlugun ünlü Maliye Naziri Mehmed Cavid Bey -ki ayni zamanda kuvvetli bir iktisatçi idi- Sabataycıdır. Diğer bir maliye naziri olan Nüzhet Faik, dahiliye nazirlarindan Mustafa Arif, maarif müstesari ve hukuk profesörü Muslihiddin Adil, Sabataycı kökenliydiler. Türk matbuatinin önemli simasi, Vatan gazetesi sahibi Ahmed Emin (Yalman) da Sabataycıi idi ve bu konuda ilk tefrika 1924 Ocak ayinda onun gazetesinde yayimlandi. Orduda, matbuatta ve Ittihat ve Terakki çevrelerinde Sabataycılar vardi. (Ilber Ortayli, Alevi Kimligi, S.123) Gelecek bölümde varliklari günümüze kadar uzanan Sabataycıi firkalar ve Cumhuriyet döneminde etkin olan Sabataycıları ele alacagiz.

Dönmelerin inanç ve ritüelleri Sabataycılığın temel dini inanç kaideleri, Yahudiligin mistik ekollerinden Kabbalistik metodun Levi yorumundan olusmaktadir. Gerek ayinler ve gerekse ritüeller tamamen gizli tutuldugundan bilimsel arastirmalara kaynaklik edebilecek bilgileri elde etmek imkansiz gibi. Sabataycı din adamlarinin açiklamalari bu konuda yapacaklari açiklamalar toplumun aydinlanmasina yardimci olabilir ancak. Ilgaz Zorlu, Kabbala'nin esaslarini anlattigi kitabinda, Yahudiligin mistik yorumlarini özetledikten sonra sunlari belirtiyor: Genellikle iddia edildigi üzere Sabataycı hareket Yahudilige karsi ve ondan kopuk bir yapida da degildir, sadece mistikYahudiligin vazgeçilmez yapisi onu ister istemez farkli kilmistir. Günlük dua ve ritüellerde Yahudiligin temel prensipleri korunmakla birlikte, özellikle gece yarisi sonraki zaman araliginda bunlar daha da arttirilmistir. (Zorlu, Ben Selanikliyim, S.112)


Sabataycıların bayramları

Gövsa bunun dışındaa Sabataycıların bayramları da oldugunu belirtiyor. Bunlar yilin çesitli günlerinde ve her biri ayri bir anlam taşıyan 16 tanedir.

Bunlarin içinde en ilginci ise Mart 22'de yani baharin birinci gününde kutlanan Kuzu Bayrami,

Dört Gönül Bayrami veya diger bir deyisle Mum Söndü diye bilinen gizli bayram. Bu kuzu bayrami hakkinda Sabatay zümresi mensuplarindan Karakaszade Rüstü, 1924 tarihinde Vakit gazetesi muharririne şu izahati vermişti: Kuzu bayrami 22 Adar'da (Mart) yapilir. Bu bayram geceye mahsustur. Ve her sene kuzu eti ilk defa bu bayram münasebeti ile ve hususi merasimle yenir. Bu merasimde en asagisi ikisi erkek ikisi kadin olmak sartile evli dört kişinin bulunmasi lazimdir. Bu çiftlerin sayisi artirilabilir. Kadinlar iyi giyinmis ve elmaslar ile süslenmis olduklari halde sofra hizmetinde bulunurlar. Yemekten sonra biraz eğlenilir ve muayyen zamanda ışıklar söndürülerek karanlikta kalinir... Bu bayram vesilesi ile dogacak çocuklar bir nevi kudsiyeti haiz taninirlar. Ona (Dört Gönül Bayrami) adı verilir. (Gövsa, Sabatay Sevi, S. 64)

Sabataycıların kendilerine has 16 bayram ve ritüelden ayri olarak diger Musevi'lerle müsterek birtakim bayram ve yortular da sözkonusu.

Bunlar, Yusuf Bayrami, Meyva bayrami, Fecir bayrami gibi isimlerle anilir. Ayrica Sabataycı her grubun da kendi içinde gelistirmis oldugu bayramlar da var. Bunlardan Osman Aga bayrami en önemlilerindendir. Karakaslar grubunun kurucusu Osman Aga, (daha sonra soyadi kanunu çikinca bu aile fertleri Ogan soyadini almislardir) için bu ritüel düzenlenir.

Shema Israel, Adonai Elohenou, Adonai Ehad Duy ey Israil! adona tanrimizdir ve tanri birdir (Yahudi-Sabataycı şehadet kelimesi.) Izmir'li Yahudi hahami Sabatay Sevi'nin görünürde din degisitirerek Müslüman oldugunu ilan etmesinden sonra kendi ögretileri dogrultusunda bir cemaat olusturmasi görünürde Müslüman ama inanç ve yasam boyutlarinda Yahudi olan yeni bir topluluk ortaya çikarmis oldu.

Benzet-benzeme ilkesi geregi kendilerini hep gizlemis olan bu dini cemaat mensuplarinin, Osmanli dönemindeki etkinlikleri diger bir husus. Özellikle Osmanli'nin son dönemindeki olaylarda çok etkin rol oynamis olmalari da dikkat çekici. Jön Türkler, Ittihad Terakki, Mesrutiyet gibi bugünümüzü de etkileyen olaylar zincirinde Selanik hep merkez olmus ve Selanik'in bu etkinligi de Sabataycıların siyasi, askeri, fikri alanlarda hep başı çekmelerinden kaynaklanmıştır.

Konuyu arastirmaya basladigimizda böylesine derin bir toplumsal ve siyasal tablo ile karsilasacagimizi dogrusu biz de tahmin etmiyorduk. Ancak uzun bir arastirmadan sonra karsilastiklarimiz bizi sasirttigi gibi bir çok gerçegin bu gizlilikten dolayi bilinmezligini sürdürdügünün de farkina vardik. Elbette simdilik kamuoyuna yanitilmasinda mahsur gördügümüz noktalar da söz konusu. Amacımız dini bir topluluğu kötülemek, sansasyon yaratmak degil. Toplumumuzu derinden etkileyen bu cemaat mensuplarinin kimler oldugu, neler yaptiklari, bugüne kadar nasil bir seyir izlediklerinin bilinmesi gerekmektedir. Bunlari bilmek halkimizin hakki. Gizem her zaman merak uyandirmistir. Fakat dogrularin ve gerçeklerin kapali kalmasinin da bir anlami yok. Ileride daha kapsamli arastirmalarin yapilacagini ümit ediyoruz.

 

MEDYANIN %40 SABETAYCILARIN ELİNDE

Mehmet Şevket Eygi
13.02.1999
Akla hayale gelen her konuyu işleyen televizyonlarımız her nedense bu hususta daima sükûtu tercih etmişlerdir. Halbuki Sabataycılık ülkemizin çok önemli, çok hayatî bir meselesidir. Sayıları ne kadar olduğu bilinmeyen bu gizli, iki kimlikli cemaat Türkiye'nin (bence) en güçlü, en nüfuzlu, en tesirli lobisini teşkil ediyor. Tarihî, kültürel, etnografik açıdan bilinmesinde son derece yarar vardır. İki kimlikli olan, zâhirde Türk ve Müslüman görünen, gerçekte ise Sabatay Sevi'nin yorumuyla Museviliğe iman etmiş olan, mensuplarından bazıları çok önemli mevkilerde bulunan, Türkiye medyasının en az yüzde kırkını kontrol altında tutan, bir özel üniversiteleri, çok güçlü ve köklü bir kolejleri olan; siyaset, iktisat, fikir, kültür sahalarında üstünlükleri bulunan bu gizli cemaat hakkında halkımızın büyük bir kısmının fazla bir bilgisi yoktur. Hattâ on milyonlarca Türkiyelinin hiç bilgisi yoktur. Bu bilgisizliğin giderilmesi gerekmektedir.

Artık Sabataycıların gizlilikten, iki kimliklilikten çıkmaları ve gerçek hüviyetlerini ilân etmeleri gerekir. Yirmi birinci yüzyıla bir yıl bile kalmadı. Bilgi çağında yaşıyoruz. Sibirya'daki Eskimo kabilelerini, Avustralya'daki ilkel yerlileri inceleyen ilim âlemi, Türkiye'nin can damarını teşkil eden böyle bir kabileyi niçin incelemesin? Müslümanların bu konuda heyecanlı hareket etmemeleri, antisemitizm olarak yorumlanacak aşırılıklara kaçmamaları gerekir. Sabataycılar 500 yıldan beri bu ülkede yaşıyorlar. Onlar da vatandaştır. Onların da hakları vardır. Ancak, (hepsini suçlamıyorum), dün olduğu gibi bugün de bazı Sabataycıların İslâm'a ve Müslümanlara düşmanca muamele ettikleri görülüyor. Onları bu gibi haksız ve aşırı hareketlerden vaz geçmeye çağırıyorum. Müslüman olarak bizden görünmesinler, bizimle barışsınlar, bize düşmanlık etmesinler ve bizimle uyum içinde bu vatanda birlikte yaşasınlar. İsrail'in ikinci cumhurbaşkanı Ben Zvi, Sabataycı kökenli bir Yahudi idi.

Nitekim, Sabataycıların arşivlerinin büyük bir kısmı Kudüs'te Ben Zvi Enstitüsü'nde muhafaza edilmektedir. Şu anda İsrail'in dinî ve politik makamları, 'Hayır, Sabataycılar Yahudi değildir' şeklinde bir hava içine girmişlerse de, bu iddialarında samimî olmadıkları bellidir. Onlar Sabataycıların Yahudi olduklarını gayet iyi bilmektedir. Bir kimsenin Yahudi olması için dindar, ortodoks, Musevî Şeriatına inanmış ve onu hayatına tatbik eden bir kişi olması gerekmez. Komünist, ateist, Karay, reformist, dinî tatbikatla alakası olmayan kişiler nasıl Yahudi olarak kabul görüyorsa, Sabataycıların da kabul edilmesi gerekir.

 

Gizlilik, baskalarinin merakini daha da kamçilayacagindan, bu alandaki gerçeklerin oldugu gibi halkimiza yansitilmasi alaninda görev, en çok, bu cemaate mensup kisilere düsmektedir. DERGAH + LOCA + SINAGOG = IKTIDAR Ulasabildigimiz kaynaklardan elde ettigimiz bilgiler, Sabataycı veya dönme denilen bu toplulugun hala Yahudi mistizizminin ögretileri dogrultusunda dini ritüellerini gizlice sürdürdükleri, adet, gelenek ve göreneklerini koruduklari, bir nevi masonik yapilarini devam ettirdiklerini gösteriyor.

Arastirmada ilgimizi çeken diger bir husus ise gizli yahudi tarikati mensuplarinin ekonomiden, politikaya ve egitime kadar birçok alanda etkin olmalarinin yanisira Islam'in mistik yorumu kabul edilebilecek Sünni ve Alevi tarikatlarinin içine sizmis olmalari.Özellikle Mevlevi, Melami ve Bektasi tekkelerinde 19. yy'dan itibaren seyh, mürsid, dede, dedebaba gibi en üst makamlara kadar ulastiklarini görüyoruz. Sabataycı şeyh ve müritler Sevi müslüman olduktan sonra baglilarina müslümanlarin görünürdeki adet ve geleneklerine riayet etmelerini ögütlemistir. Bu da onlarin kendilerini en rahat ifade edebilecekleri çesitli tarikatlarin dergah, hanekah, tekke ve zaviye gibi mekanlara ragbet etmelerine yol açmis. Merkezi Selanik olan bu cemaatin Selanik'teki özellikle Mevlevi ve Bektasi dergahlarinda yogunlastiklarini görüyoruz.

Ilgaz Zorlu, Sabataycı cemaatlerin Islam mutasavviflariyla iliskilerinin özellikle Istanbul, Izmir ve Selanik'te yogunlastigini belirtiyor. (Bkz. Zorlu, Evet, Ben Selanikliyim, S.40-41) Istanbul'de Yenikapi Mevlevihanesi, Kasimpasa Mevlevihanesi, Aziz Mahmud Hüdai'nin Üsküdar'daki dergahi Sabataycıların etkin olduğu dergahlar olarak dikkat çekmektedir. Yahudi mistizizmi olarak tanimlanan Kabbala ögretisine dayanan Sabataycı yorum, Islam'in gevşek mistik yorumu olarak Mevlevilik, Bektasilik ve Melamilik ile paralellikler arzeder ve ortak bulusma noktalari bulur. Yunan asilli Sabataycı yazar Starolakis, Salonika, jews and dervishes isimli kitabinda Yahudi-Sabataycı kökenden olup Selanik'teki dergahlarda etkili olan ve hatta bir kisminin uzantilari Istanbul'a kadar gelen dönme seyhlerden bahsediyor. Bunlardan biri de su anda Amerika'da yasayan müflis isadami Halil Bezmen'in dedesi Esad Efendi'dir. Esad Efendi 1920'lerde Kasimpasa Mevlevihanesi'nin seyhidir. Ankara Bektasi Dergahi'nin su andaki Dedebaba'si yani seyhi de Sabataycı. Yine Dedebabalardan Bedri Noyan da Yahudi dönmesi. Kardesi Engin Noyan da bir tv'de program yapimci ve sunucusu.

Sabataycılar ve Masonlar Osmanli döneminde etkin konumdaki masonlarin arasinda Sabataycıların önemli bir yekün tutmasi da dikkat çekmektedir. Osmanli topraklari içindeki ilk mason locasinin Selanik'te kurulmasi tesadüf olmasa gerek. Avrupa'daki gelismeleri yakindan takip etme imkanina sahip Sabataycılar bu alandaki gelismelere de öncülük etmisler. Hem mason hem de Sabataycı olan ünlülerden sadece birkaç ismi burada zikrediyoruz. Bunlar, son Maliye Naziri Cavid Bey, Yeni Asir gazetesinin kurucusu Fazli Necip Bey, bir dönem bakanlik yapmis olan Faik Nüzhet... Zorlu, Türkiye'deki Hür ve Kabul Edilmis Mason Locasi'nin üstadi azam'i ya da büyük amir'inin hep Kapancilar cemaatine mensup bir aileden geldigini belirtiyor. Mason Locasi'na üye diger ünlüler ise sunlar: Osman Adil, Faik Nüzhet, Talat Ismail ve Mehmet Servet. (age.S.58)

Günümüz mason localarinda da Sabataycı çok ünlü kisilerin varligi devam etmektedir. Su anda Hür ve Kabul Edilmis Masonlar Büyük Locasi'nin Büyük Üstadi Sahir Talat Akev de Sabataycı. Mimar Sinan Locasi'nin eski üstadi muhteremi Resat Atabek, yine üstadi azamlardan Cumhur Ferman da Sabataycılardan. Resat Atabek'in Masonluk Üzerine adli kapsamli eseri Masonluk hakkinda önemli bilgiler ihtiva ediyor. Sabataycı ünlü gazeteci Ahmed Emin Yalman'in ve Cavid Bey'in ayni zamanda Mason da olduklarini Loca'nin disa açilirken açikladigi isimlerden ögreniyoruz.

Selanik+Istanbul+Israil = Ankara-Washington Israil'in kurulus döneminde ve su anda ülkemizin Israil ile tarihde görülmemis sicak iliskiler içine girmesinde Sabataycıların önemli rol aldiklarini görüyoruz. Sabatay Sevi birçok yahudi tarafindan siyonizmin kurucusu olarak bilinir. Çünkü Sevi, mesihligini ilan ederken bütün yahudileri Kudüs'te toplayip Büyük Israili kuracagini vadetmisti.

Ittihad Terakki ve mason localarinda etkin olan Sabataycılar'ın Israil'in kuruluşunu da desteklediklerini belirten Zorlu, 1924 mübadelesi sonuu Türkiye'ye getirilen alilerden bir kisminin 1948'de kurulusundan itibaren Israil'e gittiklerini söylüyor. Bunlarin en meshuru ise Israil'in ikinci Cumhurbaskani Izak Ben Zwi'dir. Prof. Yalçin Küçük, Aydinlik gazetesinde yayinladigi makalelerinde, Türkiye'nin tamamen Israil ve Amerika rotasina girdigi bu dönemde Sabataycıi Ismail Cem'in Disisleri Bakani olmasina dikkat çekiyor. Küçük, ayrica Israil'in Hospro firmasi vasitasiyla Türkiye'ye hibe ettigi silahlarla ilgili bir ayrintiya daha dikkat çekiyor. Bilindigi gibi Susurluk skandali ile ortaya çikan iliskilerde bu silahlarin kayip oldugu iddia edildi. Kayip silahlar Susurluk Çetesi olarak nitelenen ekip tarafindan kullanilmisti. Bu silahlari teslim alan kisi ise Ertaç Tinar. Yalçin Küçük, Tinar'in Sabataycı olduğunu belirtiyor ve Mossad'in dönmelerle is tutmasinin tehlikesine dikkat çekiyor. Dönmeler Dönmezler aksiyonu geçerli ise bu bulgu ürperticidir diyor, Küçük. (Y. Küçük, Nasil Görüyorum-3, Aydinlik, 14 Mart 1999)

Tarikat-Siyaset-Medya-Sermaye alanlarinda etkili olan Sabataycılar hakkinda bilgiler dizi yazimizin gelecek bölümlerinde yer alacaktir. Sabataycılarda cinsel hayat ve saplantılar, ayrıca Sabataycıi mezarlıiklarıi gelecekte ele alacağımız konulardan birkaçı.

Gizli Ama İçimizde, Dönmeler

Benzet-benzeme prensibi geregi görünürde müslüman ama aslinda yahudi olan Sabataycıcemaat mensuplari, bu kamuflaj sayesinde ülkenin kaderinde belirleyici olmayi özellikle son yüzyilda becerebilmis bir topluluk olarak yer almaktadirlar. Kendilerine has yemekleri, kendilerine ait egitim kurumlari, gizli tapinaklari, kendilerine özgü ibadet, inanç ve adetleri olan bu cemaatin bazi mensuplari, resmi ideolojinin olusumu ve bugünkü jakoben-din düsmanligi üzerine kurulu yapisini sürdürmesinde etkin olmuslardir. Bu dini akimin merkez üssünün Selanik olmasi da enteresan. Mesrutiyetten günümüze, tüm siyasi olusumlarda adina sikça rastladigimiz Selanik'in bu etkinligi bir tesadüf mü? Elbette hayir. 19. yy biterken batililasmanin rüzgarinin bu sehirden esmesinin temel etnik bir etkeni vardi: Sabataycılar.

Türkiye'de ilk mason locasi Selanik'te kurulmus, Abdülhamid yönetimine karsi baslayan baskaldiri burada tasarlanmis, Sultan iktidardan indirildikten sonra buraya gönderilmis, ilk özel Türk okullari burada kurulmus (unutulmamalidir ki, Galatasaray Lisesi Sultan'in himayelerinde kurulmustur ancak Feyziye ve Terakki mektepleri Sabataycı cemaat okullari olarak burada kurulmuslardir), ilk kadin hareketleri burada sekillenmis, Hareket Ordusu'nun merkezi (padisahi tahttan indirip, Ittihad ve Terakki firkasini iktidara tasiyan ordu. S.K.) Selanik olmus ve en önemlisi Türkiye'nin önde gelen kuruculari hep Selanik kökenli olmuslardir. Bunlari birer rastlanti olarak görme egilimi ne yazik ki çok baskindir. Halbuki bu kente bu önemi yükleyen Sabataycıkökenli kişilerdir. (Ilgaz Zorlu, Evet, Ben Selanikliyim, S.166)

Sabataycı mezarlıkları

Sabataycılar gerek ilk dönemde yogun olarak yasadiklari Selanik'de, gerek daha sonralari Türkiye'nin basta Istanbul olmak üzere izmir ve Bursa gibi sehirlerine yerlestikten sonra ölülerini ayri mezarliklara defnetmeyi tercih etmislerdir. Selanik'te mahalle olarak da diger dinlere mensup insanlardan ayri bir yerlesim düzeni kurmuslar. 1924 ahali mübadelesi geregi geldikleri Türkiye'de de belli merkezlere yogun olarak ilgi göstermis ve içe kapanik bütünlüklerini böylece korumaya çalismislardir. Ancak zamanla farkli mahalle ve sehirlere yerleserek bir nevi fiziki asimilasyona ugramakla birlikte cemaat yapilarini koruduklari görülmektedir.

Istanbul'da, Karakaslar cemaatinin mezarligi, Üsküdar Bülbülderesi'nde yer aliyor. Sabataycılığı sürdürme konusunda diger cemaatlerden daha aktif oldugu belirtilen bu cemaatin mezarlik konusunda da hassas davrandigi görülmektedir. Bülbülderesi mezarliginda az sayida da olsa bazi Kapancilar'in yer aldigi belirtiliyor. Yakubiler ise Maçka'daki mezarliga ölülerini defnetmektedirler. Yakubiler'in yogun olarak Izmir'de yasadiklari belirtiliyor. Medya patronlarindan Bilgin ailesi bu gruba mensuptur. Kapancilar cemaatinin ise Feriköy mezarliginda satin almis olduklari ayri bir bölüme ölülerini defnettikleri biliniyor. Sabataycıların mezar şekli ve taşların işlemesi tamamen farklı. Genellikle seramik üzerine çıkartma resim bu mezar taşlaıinda yer alir. Yazilarin üslubu da farklilik arzediyor. Dikkat çeken nokta ise Ey zair diye baslamasi. Sekil olarak da dönem dönem farklilik arzetse de kendilerine özgü çiçek islemeler ve müslüman mezarlarindan farkli geomektrik sekil vermeler dikkat çekmektedir.

Ibadethanelerinin ayri, mezarliklarinin ayri olmasinin yanisira bu cemaat mensubu ailelerin zengin ve farkli bir mutfak kültürleri sözkonusu. Esin Eden, Yunanistan'da Ingilizce olark yayinlanan Bir ailenin yemek kitabi isimli eserinde, kendilerine özgü yemeklerden bahsediyor ve ailesi Türkiye'ye geldikten sonra da biraraya gelerek adet ve geleneklerini yasatmaya çalistiklarini belrtiyor. (a.g.e. S.42) Ilgaz Zorlu da bu yemeklerin salt Akdeniz veya Yahudi mutfagindan oldukça farkliliklar arzettigini belirtiyor.

Sabataycılıkta cinsi sapıklıklar

Sabataycıların sıkça gündeme getirilen bir bayrami var: Kuzu Bayrami. Mesih Sevi'nin dogum günü olduguna inanilan, Mart'in 21. gününü 22'ye baglayan gecesi mum söndü olarak nitelenen kutlama, bir yönüyle toplu seks olarak degerlendirilmektedir. Bu Kuzu Bayrami'nin artik kutlanmadigina dair iddialar varsa da Alaettin Gövsa kendi sahid oldugu bir örneği Sabatay Sevi isimli kitabinin 97. sayfasinda anlatmaktadir. Ilgaz Zorlu ise bu konunun üzerine, çok fazla ele alındığını belirttigi kitabında, toplu seks ve mum söndü olayinin Tanah'taki birtakim dualardan kaynaklandigini da vurgulamaktadir: Ancak surasi bir gerçektir ki Sabataycı dua kitaplarinin özellikle bugün Israil'de bulunan nüshalarinda serbest seksin Tanah'a dayandirilan ayetlerle desteklendiği bilinmektedir. (Zorlu, Evet, Ben Selanikliyim, S.51)

Sabataycılarla ilgili eserlerin, özellikle dua ve Kabbala yorumlarinin Israil'e götürülüp özel bir mekanda gizlendigini belirten Zorlu, bu kaynaklarin arastirmacilarin incelenmesine açik olmadigini da vurgulamaktadir. Türkiye'de yasayan bir cemaate ait dini kaynaklarin Israil tarafindan kaçirilmasi konuyla ilgili esrar perdesini daha da dikkat çekici kilmaktadir. Israil devletinin bunlari gizlemekte ne gibi çikarlari oldugunun arastirilmasi gerekmektedir. Toplu seks ve hatta ensest iliskiler dini kaynaklarda mesrulastirici yorumlarla ele alinmaktadir: ... bazi Sabataycı din adamlarının Lut örneğinden hareketle ensest ilişkiyi meşru kabul eden kararlar verdiklerini bilmekteyiz... (Zorlu, a.g.e.S.62)

Günümüzde de mum söndü ritüelinin uygulandigina dair bir cemaat üyesi tarafindan açiklama yapildigini da Zorlu belirtiyor. Zorlu, bütün cemaatlerde ayni uygulamanin var olup olmadiginin belgelenemedigini ve bu konunun istismar edildiginden de yakinmaktadir. Dini yorumlar tarafindan mesru gösterilen bir uygulamanin o dini benimseyen kisilerce sürdürülmesi kadar dogal bir sonuç olamaz. Ne derece yaygin oldugunun da elbette arastirilmasi gerekiyor.

Internet'te Sabataycılık

Sabataycılık-dönmelik ve Türkiye'deki Sabataycılar üzerine, çoğu Amerika ve Israil menseli onlarca makale ve arastirmanin internet sitelerinde yer almaktadir. Internet sitelerinde konuyla ilgili yazilarin yer aldigi bazi yayin organlari: Jarusalem Post, Forward, Jewish Exponend, The New Republic, The Journal of the American Oriental Society, Canadian Geographic, Baltimore Jewish Times...

Genellikle Yahudi Kabbalizmi -mistisizm- üzerine yazilmis bu makaleleri görünce, varliklari Türkiye'de olan ama Türkiye'de tartisilip konusulmayan Sabataycıların, dünyada a'dan z'ye her boyutuyla araşırılmasındaki gariplik net olarak önümüze çıktı. Ilgaz Zorlu'nun kitabinda birkaç yerde vurguladigi korku tek sebep olabilir mi? Böyle bir bahanede haklilik payi olsa bile kesinlikle inandirici gelmiyor.

Bu gizli yahudi cemaatinin veremeyecegi hesap mi sözkonusu? Internet sitelerinde yer alan yazi ve arastirmalar incelendiginde ortaya birkaç önemli nokta çikmaktadir: Birincisi, Türkiye disinda bu konu, gerek üniversitelerde ve gerekse medyada etraflica arastiriliyor ve arastirmalar kamuoyuna sunuluyor. Sadece son bir yil içerisinde internet sayfalarinda yer verilen arastirma ve belge sayisi yüzün üzerinde. Bu alanda yazilmis ellinin üzerinde kitabin ismi geçiyor bu yazilarda.

Buna karsilik Türkiye'de bir iki kitap ve üç dört makale disinda kaynak bulmak imkansiz. Ikincisi, Sabataycıların Yahudiligin özellikle mistik yorumu olarak görülen Kabbala anlayisindan kopuk olarak anlasilmasinin mümkün olmadigi. Bütün ritüeller, bayramlar, ilahiyat anlamindaki anlayislari Yahudiligin bir parçasi. Üçüncüsü ise özellikle Israil menseli yazilarda Sabataycıların yahudiligi tahrif ettigi iddialari öne çikmaktadir. Netice olarak Sabataycılık müslüman kisvesi altinda, yahudiligin kabbalistik yorumu'nun hayata geçirilisi olarak karsimiza çikmaktadir. Yazi dizimizde de bunun kaynaklara dayali örneklerinden böyle bir sonuç çikmaktadir.

Forward'in ilginç iddiasi Amerika'da Yahudilerin 1897'den beri yayinladigi Forward dergisinin Subat 99 sayisinda Mustafa Kemal Atatürk hakkinda ilginç bir makale yayimlandi. Ayni zamanda derginin internet sitesinde yer alan makalede, 'Sabataycılıkta Cinsellik' konusuna da kısaca değiniliyor.

Makalenin yazarı, derginin bir dönem Israil temsilciligini de yapmis olan Amerika'nin yahudi kökenli ünlü arastirmaci yazarlarindan Hillel Halkin. Halkin, makalesinde M.Kemal'in yahudi kökenli oldugunu ve hatta Sabatay Sevi'nin neslinden geldigini iddia ediyor ve Mum söndü olarak bilinen Kuzu Bayrami'ni söyle anlatiyor:

Senede bir kez (Dönmelerin yillik kuzu bayrami esnasinda) Sabatay Sevi'nin dogum günü gecesi, çilgin danslar esligindeki aksam yemegi sirasinda, mumlar söndürülür, hanimlarin degistirilmesi seansiyla (orgies, toplu sex) ayinler gerçeklestirilir... Bu tür birlesmelerden dogan çocuklarin kutsal sayilacagina inanilir. (Hillel Halkin, When Kemal Ataturk Resited Shema Yisrael: It's My Secret Prayer, Forward Subat 1999, New York)

İlk Tepkiler

Bu araştırmayı yayımlamaya basladığımızda menfi-müsbet birtakim tepkilerin olabilecegini düsünmüstük. Toplumumuzun, siyasi, ekonomik ve diger bir çok hassas alanlarinda özellikle son yüzelli yillik dönemde etkinlik saglamis bu gizemli dini cemaat hakkinda yayimlanan bir arastirmanin yanki bulmasi da normal karsilanmalidir. Okurlarimizdan gelen olumlu tepkiler ve böyle bir konuyu açtigimiz için gelen tesekkür mesajlari bizleri elbette memnun etti. Çogu insan, hayretini de ifade etmekten geri kalmadi. Anlasildigi kadariyla çogu insan birçok meseleden haberdar degil. Böylece önemli bir boslugu doldurucu hayirli bir hizmeti de baslatmis olmaninmemnuniyetini paylasiyoruz. Öte yandan kökeni itibariyla Sabataycı ailelere mensub bir kaç kisi de özellikle böyle bir diziyi yayimlamamizinamacinin ne oldugunu anlamaya çalismak için aradi. Gazetemizde verilen bilgilere, hiç birinin bir iki ayrinti disinda itirazlari olmadi. Bizler de kendilerine toplumsal bir gerçek olarak konunun bir gazetecilik olayi oldugunu anlatmaya çalistik.

Ileride daha detayli ve ayrıntılı yazilarin da yayinlanacagini belirttik. Ismini burada açiklamayi uygun görmedigimiz ama siyaset alaninda etkin bir kisinin söylediklerinden, bu cemaat mensubu olanlarin geçmisten gelen derin bir korku psikolojisi içinde olduklari anlasiliyor. Fakat, Türkiye'de yakin tarihte yasadiklarimiz ülkeyi derinden etkileyen Selanik ve dönmeler faktörünün bilimsel olarak net bir sekilde orataya konmasini gerektirmektedir. Bu alanda en çok da sorumluluğun Sabataycılara ait oldugunu ilk bölümde belirttigimiz gibi yine tekrarliyoruz. Arastirmalarimiz devam etmektedir. Bu dizi ile tarihsel süreci ve günümüze dair bir iki noktayi okuyucularimiza duyurmayi amaçlamistik ve bunun da hasil oldugunu görüyoruz. Ileride Sabataycılarla ilgili daha ilginç yazilarimiz gazetenizde yer alacaktır.

Hazırlayan:Sinem Karaağaç

 

Eğitim Alanında Dönmeler
Ottoman

"Dönmeler" adı verilen grup normalde yahudiliklerini gizleyen ve kendilerini Müslüman olarak lanse eden cemaat olmalarına rağmen gizli inançlarını koruyabilmek ve bu inançlarını yetişen nesillerine de aynen aktarabilmek için kendi eğitim kurumlarını kurmaya büyük özen göstermişlerdir. Dönmeler'in eğitim alanındaki üstatlarından biri daha önce kendisinden söz ettiğimiz Selanikli Şemsi Efendi'dir. Şemsi Efendi, kendi imkanlarıyla Selanik'te ilkokul seviyesinde bir eğitim kurumu kurmuştu. Kendisi de bir Dönme olan Ilgaz Zorlu'nun "Evet Ben Selanikliyim" adlı kitabında Şemsi Efendi ve okulu hakkında verdiği bazı bilgileri aktarmakta yarar görüyoruz: "Bu çabaların (yani Sabetaycı neslin eğitimi için verilen çabaların) hiç kuşkusuz ki en önemlisini o yılların aslında bilgin bir Kabbalisti (Kabbala yorumcusu) ve din adamı olan Şemsi Efendi (Şimon Zwi) yapmaktaydı. .

Cemaat gençlerinin ne denli bir sorunla karşı karşıya kaldığını gören Şemsi Efendi, bir müddet sonra kendi düşüncelerini Sabetaycı topluluk içinde duyurma çabasına girişti. Bu çaba bir anda o denli taraftar topladı ki insanlar adeta onun fikirlerine yapıştılar. Ancak kendisi tamamen kendi imkanları ile Selanik'te ilkokul seviyesinde bir kurumu da kurdu... Almış olduğu Batılı eğitimin etkisiyle bir süre sonra okulu Selanik'te önemli başarılar kazanmıştır. Atatürk de sadece cemaat üyesi kişilerin kabul edildiği bu okulda bir süre okumuş ve orada verilmeye çalışılan Batılı anlayıştan etkilenmiştir; bunu daha sonraki fikirlerinde de görmekteyiz."

Dönmeler Selanik'teki eğitim kurumlarının yanı sıra İstanbul ve İzmir'de de önemli eğitim kurumları kurmuşlardır. Bunların başta geleni ise İstanbul'daki Feyziye Mektebi idi. Feyziye Mektebi'nin de temeli aslında Selanik'te atılmıştır. İlk olarak 1885'te Selanik'te Feyzi Sıbyan adıyla bir okul kuruldu. Balkan Harbi sırasında ekonomik krize giren bu okulu, Sultan II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesinden sonra iş başına gelen hükümette Maliye Bakanı görevini alan Cavit Bey'in yardımları kurtarmıştır. Bir Maliye bakanının bu okulu kurtaracak yardımları ise devletin hazinesinden yaptığı şüphe götürmeyecek bir gerçekti. (Bu Cavit Bey daha sonra Atatürk tarafından idam ettirilmiştir). İstanbul'daki Feyziye Mektebi bugün Işık Lisesi adıyla faaliyetini sürdürmektedir. Feyziye Mektebi'nin ve onun yerine geçen Işık Lisesi'nin asıl amacı Dönmeler'in çocuklarının Müslümanların çocuklarına karışmalarını ve böylece gizli olarak sakladıkları Sabetaycı (gizli yahudi) inançlarını korumalarını sağlamaktı.

Bugün halen varlığını sürdüren Ulus Musevi Lisesi ise özellikle yahudilerin yani yahudiliklerini açığa vuran azınlığın çocuklarının okuduğu bir eğitim kurumudur.

 

Bu yazımızı olabildiğince çok tarama yapıldıktan sonra sizlere kısaltarak sunuyoruz....

Sitemize En Son Yüklenenler

article thumbnailEğer tercihinizi insanlık tarihiyle yaşıt mesleklerden yapmak istemiyorsanız (tıp, öğretmenlik,...
article thumbnailBir çocuğun ekmeğe suya ne kadar ihtiyacı varsa anne-babaya o kadar ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacı...
article thumbnailOKUL ÖNCESİ EĞİTİM (ANAOKULU-KREŞ-YUVA-ANASINIFI) NEDİR? NASIL OLMALIDIR?   Okul öncesi eğitim nedir?...