‘Üniversite hocaları kendilerine bile yabancı’

Üniversite hocaları kendilerine bile yabancı

Türkiye genelindeki 69 üniversitede yapılan bir araştırma, akademik camianın profili açısından ilginç sonuçlar ortaya koydu.

Üniversite hocalarının üçte biri ‘etraflarında neler olup bittiğini anlamakta güçlük çekiyor'. Öğretim üyelerinin yarıya yakını ise ‘etrafında gelişen olaylara müdahale edecek gücü kendilerinde bulamıyor.'

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağatay Özdemir başkanlığındaki bir ekip, 3 bin 400 öğretim elemanı üzerinde bir araştırma yaptı. Araştırmaya katılan hocaların yüzde 12'si ‘televizyon, gazete ve dergi gibi yayınları izlemiyor'. Sonuçları değerlendiren akademisyenler, toplumda yıllardır yaşanan yabancılaşmanın kısmen de olsa üniversite hocalarını da kapsadığına dikkat çekiyor. Bunun nedeni olarak da toplum-üniversite ilişkisinin sağlıklı bir düzeye oturmaması gösteriliyor.

Üniversitelerdeki akademisyenlerin, toplumun sorunlarını yakından takip edip çözüm yolları sunmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Çağatay Özdemir, "Üniversiteler toplumun sosyal, ekonomik, hatta siyasi konularıyla ilgili görüş ortaya koymuyor. Kendi kabuklarında, fildişi kulelerinde oturuyorlar." dedi. Ankara Üniversitesi'nden Prof. Dr. Selahaddin Öğülmüş de öğretim üyelerini yabancılaşmaya ‘mevcut üniversite sisteminin' ittiğini savunuyor. Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Kadir Erdin ise tüm öğretim üyeleri için genelleme yapmadan bir yabancılaşmadan söz edilebileceğini, öğretim üyelerinin de bu toplumun insanı olduğunu vurguluyor.

Araştırmaya göre öğretim elemanlarının beşte biri ‘insanın önce toplumu değil kendisini düşünmesi gerektiğine' inanıyor. Hocaların yüzde 4'ü ‘paranın nasıl kazanıldığının değil ne kadar kazanıldığının önemini savunurken, yüzde 22'si ise ‘devletin vatandaşa yaptığı yardımların onu tembelleştirdiği' düşünüyor. Ankete katılanların yüzde 49'u Türkiye için en uygun üniversite sisteminin ‘tam özerk üniversite' olduğunu belirtirken, yüzde 34'ü ise ‘yarı özerk üniversite' istiyor. Mevcut yapıyı savunanların oranı ise sadece yüzde 5.

Öğretim elemanlarının yüzde 40'ı 'YÖK'ün öğretim üyeliğine yükseltilme ve atanma kriterlerini' objektif bulmuyor. Yüzde 25'i yöntemi objektif olarak görürken, öğretim elemanlarının yüzde 35'i ise kendilerini doğrudan ilgilendiren bu duruma karşı ‘kararsız'. Araştırma, öğretim üyelerinin ders yüküne de dikkat çekiyor. Buna göre öğretim üyelerinin yüzde 57'si haftalık 9 ile 25 saat arasında derse giriyor. Yüzde 20'ye yakın bir bölümünün ise haftalık ders yükü 26-33 saat. Bu arada anketin ilginç sonuçlarından biri de öğretim elemanlarının üçte birinin (% 34) ‘çalıştıkları üniversiteden ayrılmak istemesi.' Buna sebep olarak öğretim elemanlarının ağır ders yükü altında ezilmesi, 'ücret düşüklüğü' (% 48), ‘çalışma koşullarının olumsuzluğu' (% 20) ve ‘yükselme zorlukları' (% 20) gösteriliyor.

Öğretim elemanları ağırlıklı olarak (% 23) Türk sanat müziği, Türk halk müziği (% 21) ve Türkçe pop müzik (% 21) dinliyor. Bunları yüzde 12 ile Batı klasik müziği ve yüzde 10'la yabancı pop ve rock müziği (% 5) izliyor. Öğretim üyelerinin müzik zevkleri, çalıştıkları üniversiteye göre de farklı. Metropol (Ankara, İstanbul, İzmir) devlet üniversitelerinde görev yapan öğretim elemanları en çok Türk sanat müziği (% 21,3), metropol dışındaki devlet üniversitelerindekiler Türk halk müziği (% 26), vakıf üniversitelerindekiler ise yabancı pop (% 24) dinliyor. Üniversite hocaları arabesk-fantezi müziğini ise tercih etmiyor.

Sitemize En Son Yüklenenler

article thumbnailEğer tercihinizi insanlık tarihiyle yaşıt mesleklerden yapmak istemiyorsanız (tıp, öğretmenlik,...
article thumbnailBir çocuğun ekmeğe suya ne kadar ihtiyacı varsa anne-babaya o kadar ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacı...
article thumbnailOKUL ÖNCESİ EĞİTİM (ANAOKULU-KREŞ-YUVA-ANASINIFI) NEDİR? NASIL OLMALIDIR?   Okul öncesi eğitim nedir?...